KOAH Hastalığı Olanlar Mutlaka Aşı Olmalı
''GRİP SALGINI SIRASINDA KOAH'LI HASTALAR, EN ÖNEMLİ RİSK GRUBU İÇERİSİNDEDİR. BU HASTALAR, ZAMAN GEÇİRMEDEN AŞILARINI YAPTIRMALIDIR'' -''HAYATINI KAYBEDEN KİŞİLERİN YALNIZCA YÜZDE 40'I ALTTA YATAN ÖNEMLİ BİR HASTALIĞI OLAN KİŞİLER, GERİ KALAN YÜZDE 60'I İSE SAĞLIKLI KİŞİLERDİR'' -''(ÖZEL HASTANELERDE YAPILAN DOMUZ GRİBİ TESTİ) BU YAPILAN TESTLERİN HASSASİYETİNİN YÜZDE 20'Yİ GEÇMEDİĞİNİ TESPİT ETTİK''
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, halk arasında KOAH hastalarının ''domuz gribi'' olarak bilinen Pandemik A H1N1'e karşı risk altında olduğunu belirterek, ''Bu hastalar, zaman geçirmeden aşılarını yaptırmalıdır. Griple ilgili en ufak bir belirti gören KOAH hastaları, vakit geçirmeden doktora başvurmalıdır'' dedi. Bakan Akdağ, Dünya KOAH Günü (Kronik Obstrüktif-tıkayıcı- Akciğer Hastalığı) nedeniyle Sağlık Bakanlığında basın toplantısı düzenledi. KOAH'ın sürekli olarak nefes alma zorluğuna yol açan ve ölüme sebebiyet verebilen ciddi bir hastalık olduğunu belirten Akdağ, Dünya KOAH Günü'nde farkındalığı artırmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlendiğini söyledi. Akdağ, KOAH'ın dünyada ölüm nedenleri içerisinde 4. sırada olduğunu ve kişinin yaşam kalitesini ciddi derecede bozduğunu ifade ederek, ilerleyici bir hastalık olduğunu ve en sık 45 yaş üstündeki kişilerde görüldüğünü bildirdi. Hastalığın, belirgin olarak akciğerlerin fonksiyon kaybının yüzde 50'lerin üstüne çıktığında kendini gösterdiğine dikkati çeken Akdağ, 40 yaş sonrasında nefes darlığı çeken kişilerin zaman kaybetmeden hekime başvurması ve gerekli testlerin yapılması gerektiğini belirtti. Akdağ, sigara kullanımı, kötü çevre şartları ve uzun süre odun-kömür gibi bazı yakıtların dumanına maruz kalınmasının hastalığa yakalanma riskini artırdığını vurguladı. Türkiye'de ilk defa Bakanlık ile bir derneğin işbirliği yaparak ''Nefesiniz Daralıyorsa Çaresiz Değilsiniz'' temasını içeren bir program hazırladığını anlatan Akdağ, programın Dünya Sağlık Örgütü'nün öngördüğü şekilde ve bilim çevreleriyle birlikte hazırlandığını söyledi. Akdağ, KOAH hastalarının da dünya genelinde görülen Pandemik A H1N1'e karşı risk altında olduğunu belirterek, ''Grip salgını sırasında KOAH'lı hastalar, en önemli risk grubu içerisindedir. Bu hastalar, zaman geçirmeden aşılarını yaptırmalıdır. Griple ilgili en ufak bir belirti gören KOAH hastaları, vakit geçirmeden doktora başvurmalıdır'' dedi. -''KOAH, ÖLÜM NEDENLERİ ARASINDA 4. SIRADA''- Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Kocabaş da dünya genelinde KOAH hastalarının yüzde 80'den fazlasının hastalıklarını bilmeden yaşamlarını yitirdiğini söyledi. Hekimlerin, sağlık görevlilerinin ve kamuoyunun hastalığın tanı ve tedavisi hakkında yeterli bilgi ve duyarlılığa sahip olmadığı eleştirisinde bulunan Kocabaş, ''Bu nedenle boşu boşuna milyonlarca insan ölüyor'' dedi. Kocabaş, DSÖ verilerine göre, ölüm nedenleri arasında 4. sırada olduğunu, dünyada her yıl 3 milyondan fazla kişinin ölümüne yol açtığını ifade ederek, ''Ülkemizde 5 milyon kişinin bu hastalıktan etkilendiği, hastalığın 3. ölüm nedeni olduğu ve 2010 yılında 41 bin yurttaşımızın bu hastalıktan öleceği tahmin edilmektedir. Türkiye'de KOAH, 40 yaş üstü her 5 yetişkinden birini etkilemektedir'' diye konuştu. KOAH'a basit bir solunum testi ile tanı konulabileceğini belirten Kocabaş, bir basın mensubuna de test yaptı. -''HAYATINI KAYBEDENLERİN YÜZDE 60'I SAĞLIKLI KİŞİLER''- Sağlık Bakanı Akdağ, basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlandı.Bir gazetecinin, ''domuz gribi'' ile ilgili olarak okulların uzun süreli kapatılması gibi daha kapsamlı bir önlem alınması için ölüm sayısının kaç olması gerektiği ve DSÖ'ünün bu konuda bir bildirimde bulunup bulunmadığına yönelik sorusunu Akdağ, şöyle yanıtladı: ''Hayatını kaybeden bir tek vatandaşımız bile bizim için çok önemlidir. Eğer korunabileceğimiz bir hastalık varsa karşımızda bir kişinin bile yaşamını yitirmesi çok önemlidir. Toplumsal tedbirler, salgının yayılma hızıyla ilgili olarak genellikle bölgesel uygulanan tedbirlerdir. Buna da salgın biliminde uzman olan bilim adamlarımız karar veriyor. Yani, tedbirler, süreç yönetimi ve bölgedeki yayılma hızıyla ilgilidir. Türkiye'de hastalığın yaygın görüldüğü iller ya da henüz hiç görülmediği birçok şehrimiz var. Bu nedenle toplumsal tedbirlere buna göre alınır, ancak bireysel tedbirler önemli alınmalıdır.'' Bakan Akdağ, ''önlem olarak Kurban Bayramı tatilinin uzatılmasının söz konusu olup olmadığı'' sorusuna, ''O günler yaklaştığındaki ihtiyaçlara göre ayarlanır'' karşılığını verdi. Akdağ, ''domuz gribine'' bağlı çok sayıda ölümün görüldüğü Ukrayna'da hükümetin DSÖ'den ve Türkiye'den yardım talebinde bulunduğunun hatırlatılması üzerine, ''Bu talepler Türkiye'ye de ulaştı. Tecrübe alışverişimizi yapabileceğimizi bildiriyoruz. Bizim aşımız kendimize ancak yetebilecek durumda. O nedenle bu konuda önemli bir destekte bulunma imkanımız bulunmayacak. İlaç konusunda ise belki küçük bir yardım yapabileceğiz'' dedi. Şu ana kadar getirilen aşılardan kaç doz kullanıldığının henüz tam olarak belli olmadığını belirten Akdağ, sağlık çalışanlarının ve hacı adaylarının çoğunluğunun aşı yaptırdığını söyledi. Akdağ, elde edilen bilgilere göre, ''domuz gribi'' nedeniyle hayatını kaybeden kişilerin, yoğun bakımda yatan ve suni solunum cihazına bağlanan hastaların çok önemli bir bölümünün 50 yaş altındaki sağlıklı kişiler olduğunun belirlendiğini bildirdi. ''Hayatını kaybeden kişilerin yalnızca yüzde 40'ı altta yatan önemli bir hastalığı olan kişiler, geri kalan yüzde 60'ı ise sağlıklı kişilerdir'' diyen Akdağ, Bakanlığın hastalığa karşı bu kadar tedbirli davranmasının nedeninin de hastalığın böylesi bir seyir izlemesinden kaynaklandığını söyledi. -''BİLİM ADAMLARININ TAVSİYESİ DİKKATE ALINMALI''- Mevsimsel gribin daha çok 65 yaş üstü başta olmak üzere diğer yaş gruplarında, altta ağır hastalığı olanlarda; H1N1 virüsünün ise 50 yaş altında sağlıklı kişilerde ağır seyrettiğini ifade eden Akdağ, şu anda salgının başlangıç döneminde olduğunu, ilerleyen dönemlerde tablonun daha da ağırlaşacağının öngörüldüğünü kaydetti. Akdağ, okul çağı çocuklarına aşı yapılması için velilere gönderilen formların geri bildirimlerinin de Sağlık Bakanlığına değil okullara geleceğini belirterek, aşılama başladığında aşıların okulda mı yoksa sağlık ocaklarında mı olacağına da karar verileceğini söyledi. Tanınmış isimlerin, medyada yer alan aşıı olmayacaklarına yönelik açıklamalarıyla ilgili olarak da Akdağ, ''Açıklamaları tabii karşılanmalıdır. Ancak astımlı çocuğu olan bir sanatçının 'ben çocuğuna aşı yaptırmayacağım' demesi gerçekten sıkıntı doğurabilecek durumdur. Bilim adamlarının tavsiyesine bakılmalı, onların düşünceleri dikkate alınmalıdır'' dedi. Akdağ, ''Özel Hastanelerin tetkik yapmasının yasaklandığı'' yönündeki haberlere ilişkin soruya da ''Bazı özel hastanelerde ve özel tıp merkezlerinde tetkik yapıyoruz diye vatandaşlardan büyük paralar almaya başlanmıştı. Bu yapılan testlerin hassasiyetinin yüzde 20'yi geçmediğini tespit ettik. Düşünebiliyor musunuz yüzde 20'den fazla bir oranda doğru sonuç vermeyen bir test için, paranızı alacak. Böyle bir istismara müsaade etmememiz gerekiyordu'' yanıtını verdi. (AA)
Tarih : 2009-11-19 00:00:00 | [Diğer Haberler... ]




















|